tesettür ve felsefe toplumu

tesettür ve felsefe toplumu 

solomun kendisinden sonraki kuşaklarını kapsayacak şekilde, diğer pkümlülüklerle birlikte kelle vergisi ödeme sözü verdiği bir efendiyle bağımlılık iüşkisi kurduğunda ne mi oluyordu? Sözleşmede, bazen açıkça gönüllü bir serdik ilişkisi kurulduğu belirtiliyordu; bazen de, tam tersine. Eski Frank “teslim olma” formülündeki gibi, özgürlüğün korunacağına dair bir hüküm yerleştiriliyordu. Ya da, tesettür Ashnda, genel olarak belgelerimizin fakirliği göz önünde tutulduğunda, oranları dikkat çekecek denh jüksek olan bu gönüllü bağımhhğm sayısı ne olursa olsun, bunda şaşılacak ya da heyecanlanacak bir durum bulunmamaktadır; bunlarm, serfliğin artışına katkıda bulunan tek unsur olmadığını söylemeyle bile gerek yok. Sınırları kesin ifadelerle belirlenmiş sözleşmelerin dışmda, zamanaşımı, şiddet ve hukuksal anlaynşta meydana gelen değişimler dolayısıyla, eski ya da yeni senyörlüklerdeki tebaa kitlesi, yavaş yavaş eski bir ad ve çok yeni ölçütlerle tanımlanan bu statüye geçtiler. IX. yıizyılın başında, 146 aile reisinden 19’u, ayrıca kelle vergisi ödeyerek koruma altında bağımh olan 130 kolona karşı yalnızca İTİ köle sayılan Parisis’teki Thiais köyünde. Aziz Lx)uis’ nin hükümdarhğı döneminde nüfusun hemen hemen hepsi, statüsü serf olarak nitelenen kişilerden oluşuyordu.
sözleşmenin yazılımında her türlü tehlikeli ifadenin kuüamlmasından ihtiyatla sakınılıyordu. Bununla birlikte, Gant’taki Saint-Pierre manas-nrınınki gibi yüzyıllar boyunca süregiden belge kayıtları söz konusu olduğunda, ifadelerin zaman geçtikçe giderek daha açıkça serfliğe doğru bir gelişme gösterdiğini gözlemlemek hiç de güç değildir.
Fakat, sonuna kadar, hangi sınıflandırmaya dahil edile-Kkleri tam olarak bilinmeyen bireyler, hatta bütün olarak topluluklar varolmayı sürdürmüşlerdir. Rosny-sous-Bois köylüleri Saint-Genevieve manasürımn serti statüsündeler miydi yoba değiller miydi? Yine aynı şekilde, Lagny halkı, manas-“ttın serfi konumunda mıydı? Bu sorular, VII.tesettür Louis döne-
rak yükümlülüğünden arındırılmış alkültı de dahil olmal re, serfe tasaraıf hakkı vermeyi hiçbir şey engellemiyordy Gerçekten de, genellikle benzer durumlarda (XIII. yüzyıla h dar örneklerini görürüz), belirleyici toprak vergisi yükümlü, lüklerinin tümüyle dışında kalmayı sürdüren topraklar, bu top. raklarda yaşayan serflerin efendisinin izni olmaksızın tasarruf edilemiyorlardı: Bu durum ise, uygulamada, alku niteliklemu bozuyordu. Elinde yalnızca tasarruf hakkı sahibi olduğu toprakları bulunduran serfîn, bunların tümünü ya da bir bölii-münü, kendi statüsünden kaynaklanan bağlarla bağlandığ senyörden almaması durumuna çok daha sık rastlanıyordu; hatta beUi bir senyörün serfinin bir başka senyörün topraklarında yaşaması durumu da söz konusu olabiliyordu. Feodal çağ, yetkilerin iç içe geçmesinden hiç rahatsızlık duymuş muı-du? “Bu çiftliği, işleyen köylü, karısı, oğullan ve kızlan hanç olmak üzere, çünkü onlar bana ait değiller, tüm bağlantılarıyla birlikte Cluny’deki Saint-Pierre kilisesine veriyorum” (bundan “toprak üzerindeki vüksek haklanmı bırakıyorum” dendiğini anlayımz). XI. yâizyıhn sonlarına doğru bir Bur-gonya ayrıcalık beratında böyle denilmekteydi.^ Başlangıçtan itibaren bu ikilem bazı koruma altındaki insanlarm konumla-rmın doğal bir parçasıydı ve nüfus hareketliliği sayesinde giderek daha sık karşılaşıbr oldu. Fakat bu durum, rak, çetrefil paylaşım sorunlarımn ortaya çıkmasmı önlemedi ve birçok efendi nihaî olarak kimi zaman toprak, kimi zaman insan üzerindeki haklarmı kaybetti. Ama yine de, çok anlamlı bir noktada, adamdan adama bağa bir çeşit öncelik tanınması konusunda hemen herkes hemfikirdi. Serfm, en azmdan “b cezası” gerektiren bir suç işlemesi durumunda, “bedeni”oıt
A. BERNARn ve A. BRUEE, Ree des chartcs de... Clmy, C. IV. no, 3024.
senyöründen başka bir yargıcı olmaması gerektiği düşünülüyordu; Bu kanı, senyörün olağan yargı yetkisine ve suçlunun ' ikametgâhına bakılmaksızın geçerliydi. Kısacası, serf hiçbıç^ şekilde toprakla olan bağı esas ahnarak nitelendirilmiyordu Onu tanımlayan özelliği, tam tersine, gittiği her verde kendi-sini takip edecek ve çocuklarını da bağlayacak olan bir başka insana çok sıkı bir biçimde bağımh olmasıydı.
Böylece, serflerin çoğu, köken olarak eski kölelerden gelmemiş oldukları gibi, statüleri de eski kölelik ya da Roma ko-lonluğunun az çok törpülenmiş basit bir değişimini temsil etmiyordu.tesettür Serflik kurumu, eski adlar altında farkh geçmiş dönemlerden ödünç ahnan özellikleriyle, bizzat oluşumuna ta-fflklık yapmış olan toplumun ortak gereksinirnlerirıi ve tasarımlarım yansıtıyordu. Kuşkusuz, serfin yaşam koşulları çok a^dı. Metinlerin soğukluğunun ardında, tüm bu sert, bazen de trajik ortamı yeniden kurgulamak gerekir. XI. yüzyılda j\njou’daki bir serf ailesinin bir dava dolayısıyla gerek duyulduğu için çıkartlmış olan soyağacı belgesi şu ahnûyla sona ermektedir: “Senyörü Vial tarafından kafası kesilen Nive'i Efendi, örf kurallarına aykırı olarak, yetkilerini keyfî olarak kullanabileceğini iddia ediyordu: Vezelay başrahibi, sertlerinden birinden söz ederken, “tepeden ûrnağa tüm ııicudu bana aittir” diyordu. Bedeniyle bağımh olan birçok serfe gelince, onlar dolap çevirerek ya da kaçarak senyörün sultasından kurtulmaya çaba gösteriyorlardı.tesettür Ancak, manastırındaki sertleri betimlerken, yaşamları sakin geçerken bağımlılıklarım inkâr etmeye can attıklarım, ama yakın bir tehlike koruymcu arama-bnm gerekli kıldığında tam tersine bu bağı haykırarak üân ettiklerini söyleyen şu Arras’h keşişin sözlerindeki her şey Ituşkusuz ki yanhş değüdi.^^^ Koruma ve baskı: tüm yandaşhk
^ Bibi, de Tours, ms, 2041, feuıllet de garde. -Hısfor. de France, C. XII, s. .vW. -GtrtuJuın < ^m-Vaast, s. 177,
rejimleri neredeyse zorunlu olarak bu iki kutup arasında a geliyordu. Ve bu, gerçekten de, serfliğin başlangıçtan itibajç'' üzerinde kurulduğu sistemin temel taşlarından biriydi. "
Fakat, topraklarının bağımlı hale dönüşmüş ya da bu stj tüde kalmış olduğu durumlarda da, tüm köylüler serilik statü süne geçmiş değillerdi. Feodal dönem boyunca kesintisiz biı birini izleyen metinler, senyörlüklerdeki tasarruf hakkı sahip, leri arasında açıkça “özgür” olarak nitelenen gnıplann, setf, lerle yan yana bulunduklarım ortaya çıkarmaktadır.
Hele, toprağm yüce efendisiyle yalnızca soğuk bir borçk alacaklı üişkisi sürdüren sıradan çiftçilerle karşı karşıya bulun-duğumuzu hiçbir şekilde düşünmeyelim. Aşağıdan yukanya bütün ilişkilerin tümüyle İnsanî renk taşıdığı bir toplumsal ortama gömülmüş bu insanlar, senyörlerine karşı yalnızca ene tarlalar üzerine yüklenen çeşitli vergi ya da hizmet zorunluluğu taşımıyorlardı. Yardım ve itaatle da yükümlüydüler. Kendileri de senyörün korumasına bel bağlamışlardı. Bu şekide kumlan dayamşma öylesine güçlüydü ki, senyör, kendisine bağımlı bir “özgür” adarm yaralandığmda tazminat alma hakkına sahip olabiliyordu ve bunun karşdığında da, bir kan davası, hatta senyöre yönelik sıradan misillemeler söz konusu olduğunda, statü ayrımı yapılmaksızın bağımlı adamlarmın bir bütün olarak hedef ahnması meşm kabul ediliyordu. Bu dayamşma ilişkisi, görünüşte daha üst düzey görevlerden önde tutulacak kadar önemli görülüyordu. VI. Louis ile Mont-fort sörünün ortak mülkiyetinde bulunan yeni kurulmuş hiı kentin sakinleri serf olmamalarına rağmen, ayrıcalık belgelen, 5a senyörün savaşması durumunda, içlerinden biri aynı zamanıli kral da olsa, tarafsızlıklanm korumalarma izin veriyordu.^ Ai' cak ne kadar cezbedici olursa olsun, bu dumm ciddi Bit
Coutumes de Montchauvet (çok erken tarihte, 1101-1137’ye doğru çıkarümış) içinde anheol. Ramhomilet, C. XXI, 1910, s. 301. -Ayrıca bkz. Ordonn., C. XI. s. 285 (Saınt-G'®’*" des-Bois).
tesettür

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder