tesettür ve felsefe toplumu bilgi

tesettür ve felsefe toplumu bilgi

 Zaten, kullanılan l^vraiTilar da bunu göstermektedir. Senyörlükte oturan kişi gamınagden ve Latince vilidd'm gelen '‘“'vilain'’ (köylü); “hoti’’ (konuk); “manani' (l^öyde oturan); ^‘couchani et levanf (yatan ve kalkan): yalnızca ikamet etme fikrini uyandıran bu kavramlar, serf de olsalar, tüm tasarruf hakkı sahipleri için kullanılıyordu. Ancak, “özgür” tasarruf sahibinin başka adı yoktu çünkü o tam anlamıyla “ikamet eden”di. Yaşamak üzere başka bir yere gitmek için toprağım mı sattı, devretti ya da terk mi etti? i\mk hiçbir şey onu bu toprak parçasım almış olduğu senyöre bağlamamaktadır.
Açıkçası bundan dolayı, bu “vilain”, bu “mımf özgür olma yeteneğine sahip gibi görünmektedirler ve (şurada burada doğuş ve belirsizlik dönemi hariç aitulmak koşuluyla) buna uygun olarak da, bedeniyle bağımlı adam söz konusu olduğunda, birey kadar ailesini de kapsayan ve bağımMığm ne denli sıkı olduğunu gösteren evlilik ve miras haklarıyla ilgili bu kısıtlamalardan muaf tutuluyorlardı.
Köylü özgürlüğünü ve serfliğini gösteren bir harita olsaydı ne kadar çok ders çıkarılabilirdi! Ne yazık ki, ancak bazı üstünkörü tahminlerde bulunmamız mümkün olmaktadır. Tasarlanmış bu krokide, İskandinav istilâları sonrasmda yeniden yapılanan Normandiya’mn hangi nedenlerle büyûik bir beyaz leke oluşturacağım artık biliyoruz. Şurada burada, Fo-rez gibi serfliğin bulunmadığı, daha dar ve yorumlanması güç başb alanlar da ortaya çıkacaktır. Ülkenin geri kalamnda ise, serfliğin çok büyük bir çoğunluk oluşturduğu, fakat bunlarm yanı başında, çok değişen yoğunluldarda özgür köylü kümelerinin bulunduğu da görülecektir. Bunlar, bazen yan yana evlerde ve aym senyörlük yetkisi alanda yaşadıkları serf nü-l^sla çok sıkı bir biçimde karışmış olarak ortaya çıkmaktadır-Bazen de, tam tersine, tüm bir köy serflikten kurtulmuşa l^enzemektedir. Bazı yerlerde bir ailenin kalıtsal bağımlılık ‘Ufkisine girmesini hızlandıran,
miş olsaydık bile, her zaman analize sokarnayacağimı^Y’ unsurlar kesinlikle olacaktı. Etkisini değerlendirmen^ zor olduğu güç mücadeleleri, bazen de tamamen rastlantı neUikle uzun bir gitgel döneminden sonra sonucu belirliyi du. Aslında, koşullardaki bu süregelen karmaşa, iyice düyjj nüldüğünde, belki de en öğretici olguydu. Mükemmelliğe miş bir feodal düzende, tüm toprakların fıef ya da tasarmi hakkı sahibi köylü toprağı olduğu gibi, tüm kısanlar da vasji ya da serf olacaktır. Fakat, olgular toplumun geometrik bı, şekil olmadığım bize gayet iyi hatırlatmaktadırlar.
III.ALMAN ÖRNEĞİ
Feodal çağ Avrupa senyörlüğünün tam anlamıyla ince lenmesi, şimdi de Fransa’mn güneyinden geçerek, burada kişisel serflikle yan yana, topraktan insana geçen ve onu keni sine bağlayan bir çeşit toprak serfliğinin bulunduğunu bela-lememizi zorunlu kılacakür; Bu toprak serfliği, ortaya çıh; tarihini saptamamn bile son derece güç olduğu esrarengitk kurumdur. Daha sonra da, Fransız hukukunun oluşumuyk çok yakın benzerlikler gösteren ama daha az yaygın ve sınırları daha belirsiz gibi görünen İtalya’daki serilik kavramımı’, gelişimini anlatmak gerekecektir. Nihayet, Fransız tarzına benzer serfliğiyle Katalonya’mn karşısına Asturies, Leon, Kasi-ya gibi yeniden fethedilen toprakların çıktığı İspanya, bekle nen karşıtlığı sunacaktır; Tüm yarımadada olduğu gibi bu ülkelerde de. Kutsal Savaş’ın etkisi dolayısıyla kölelik varlı^ sürdürüyordu, ama yerli nüfus arasında kişisel bağımlıbk I' kişi serfı ağır yükümlülüklerinden hemen hemen muaf tut® ğundan, çok daha az zorlayıcıydı. Bununla birlikte, çok u^'’" ve belirsizliklerle dolu bu gözden geçirmeyi yapmak®”'*' kendilerine özgü zenginlikler taşıyan iki
,re İngiltere örneklerine dikkatleri çevirmek daha yararlı olacaktır.
Alman kırsal kesiminden tek bir birimmiş gibi sÖ2 et-nıek, ancak gerçekliği gözardı eden bir yapaylıkla mümkün olabilir. Elbe’nin doğusundaki bölgelerin iskâna açılmasmın incelenmesi bizim ele aldığımız döneme ait bir konu değildir. Fabt, eski Almanya’nın tam merkezinde, senyörlüklerin kurulmasının görece eski ve köklü olduğu Souabe, Bavyera, Fran-conia ve Ren’in sol kıyısıyla, çok sayıda özgür köylünün (toprakları da kendileri de özgür) varlığı dolayısıyla senyörlüklerin ve şelflerin olmadığı Frizya’yla, bir geçiş bölgesi oluşturur gibi görülen Saksonya arasında yoğun bir karşıdık yaşanıyordu ve bu iki bölge birbirinin antitezini oluşturuyordu. Ancak, ana çizgilerle yetinecek olursak, bazı özgün ulusal nitelikler tüm açıklığıyla ortaya çıkmaktadır. Fransa’da olduğu gibi burada da, kahtsal bağımMık iEşküerinin aynı yollarla geniş bir alanda yaygınlaştığım görürüz. Alman manastır arşivlerinde bulunan gönüllü bağış sözleşmelerinin sayısı bizdekiler kadar çoktur. Fransa’daki gibi, bu yeni koruma altına giren insanlarla senyörlüklerin eski bağımlılarının koşudan arasmda bir vakınlaşmamn gerçekleştiği görüldü ve bu şekilde geüştirilen statü modeli, birçok özelliğini, “itaat” ile azat etmeye dayak bağımlılık türünden ödünç aldı. Bu noktada, dü, iki türün birbirini izlediğini çok açık biçimde ortaya koyacakttr.tesettür Çok yaka tarihlere kadar. Germen hukukunda, etimolojisi özgürleş-taneji çağrıştıran La/en adı, bazı yabancı göçmenler ve bazen de savaşta yenilmiş halka mensup kişilerle birkkte, bir çe-Ş>t patronluk bağıyla eski efendilerine bağtmk kalmayı sürdüren azadarı bir araya getiren, hukuksal olarak çok iyi tammış bir sımfı belirtiyordu. XII. yüzyıl Kuzey Almanyası’n-yine bu ad kuUaıuldığında, kısa bir süre önce yanaşma ha-■ gelmiş olan kölelerin oğullarının yalmzca küçük bir azın-: '''r oluşturdukları geniş bağımklar grubu anlaşıkyordu.
vergisi, genellikle taşınabilir bir mal şeklinde her kuşakta^ nan miras vergileri gibi, yanlış evlilik yasağı da, kişise] ^ ğımlılığı belirleyen yükümlülükler haline gelmişlerdi. Ve yet, tıpkı Fransa’da olduğu gibi,tesettür özgür olan ve özgür olınjyj kavramları ilk anlamlarmdan saptırılarak, kalıtsal nitelik taj, yan her türlü bağ, bundan böyle, serflik kapsamı içine taşu^ rak değerlendirilmeye başlandı. Alsace’ta bulunan Marmoj, tier manastirı topraklarında, özgür ve serf olarak belirtilej tasarruf hakkı sahipleri, XII. yüzyılda serf olarak tanunlanaj tek bir kategori içinde birleştirildiler. Sımrm ötesindeki Dnj. dilleri Fransız culverfitt gibi feodal çağ latetûtn de, adlaru^ rağmen, artık geneUikle özgür insanlar olarak değerlendirilui. yorlardı; O kadar ki, eğer senyör bunlar üzerindeki hakknn. dan vazgeçerse, paradoksal biçimde, önceki azatlılannı azıt ettiği söyleniyordu. Buna karşm, Fransa’yla son bir benzetmt yapılarak “hötes” (Gaste) de denilen ve ikametten kaynaltla-nan zorunluluklar dışmda, her türlü bağdan muaf tutulan get çek mananfhit olan 'Landsassen’hsm (toprağa yerleşik insaniat, özgür oldukları genellikle herkes tarafından kabul ediliyordu Bununla birlikte, Almanlar’a özgü çeşitli koşullar bu gelişimi karmaşıklaşürdı. Fransa’da, ilk özgürlük kavramı, özellikle yargı alamnda devlet gücünün kaybolması dolayısıyla çol köklü bir değişim geçirebiknişti. Oysa Almanya’da ve ha» tüm Kuzey’de, bütün feodal çağ boyunca, eski tarza uygun bir kamusal yargılama, senyörlerin yargı yetkisiyle rekabet iç» de varolmaya devam etti: Söz konusu kamu mahkemelenıııis görev alan ve onlar tarafından yargılanan tüm bu adamları yalmzca onları, az ya da çok bir belirsizlikle de olsa özgül kabul etme düşüncesinin yaşamaması nasıl mümkün olabil di? Saksonya’da olduğu gibi, köylü ^7//(?«’lerinin çok bulunduğu burada da, soruna yol açan bir başka neden bai’' ortaya çıkmaktaydı. Her ikisi de, benzer biçimde, kişİ5^'tesettür'' kabtsal her türlü bağdan muaf olsalar da, alku sahibi
sarruf hakkı sahibi arasında toplumsal düzey açısından bir [ark bulunduğunun ortak bilinç tarafından görülmemesi mümkün değildi. Alleu sahibinin özgürlüğü, toprağa da sirayet ettiği için, daha bütünlüldü bir özgürlüktü. Yalmzca onun (en azından alMsü beUİ bir büyüklüğe ulaştığında) mahkemede yargıç ya da eski Frank terminolojisine uygun olarak bir başka biçimde ifade edersek, echevin olarak yer alma hakkı bulunuyordu; “y^fgıÇ hakkına sahip özgür” insandı {schöffen-kıjhi). Nihayet, ekonomik düzene ilişkin olgular da etkili oluyorlardı. Fransa’daki kadar önemsiz olmasa da (çünkü Slav ülkelere yakınlık talanları ve ticareti besleyen bir unsurdu), kölelik feodal Almanya’da yine de tam anlamıyla çok önemli bir rol oynamıyordu. Buna karşın, rezerv topraklara yerleştirilmiş eski servi’let, Fransa’da olduğu kadar yaygın biçimde tasarruf hakkı sahibine dönüştürülmemişlerdi, çünkü ' rezerv toprakların kendileri geneUikle çok daha büyük bir ala-■ nı kapsıyordu. Bu rem’lerin çoğunun “ev sahibi kıhnmış” ol-^ dukları doğrudur, fakat yalnızca çok küçük toprak parçaları i edinebilmişlerdi. Günlük angarya zorunluluğuna tabi olan,
: Fransa’da hiç bilinmeyen bir türden gerçek anlamda zorla çalıştırılan bu “gündelikçi hizmetkârlar” (Tagesschalken), başka : bir kölelik biçimi olarak değerlendirilebilecek çok ağır bir bağımlılık konumunda yaşıyorlardı.
tesettür

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder