tesettür ve insan analizi bilgi
tesettür sizlere bugün diyorki Sana her şeyini Marie temin edecek demiştim," diye tekrar bağıran adamın karşısında küçücüktü.tesettür "Peki efendim," diyerek sakinleşmesi için dua ederken başını önüne eğmiş elleri önünde titriyordu. Sessiz kalan adamın gözlerini üzerinde hissediyor, bir şey söylemesi gerektiğini biliyordu. "Bir isteğiniz var mı?" diye sorduğunda Edvvard hırsla gelip kolundan tutup kendine çekti ve, "Neyin var?" dedi sertçe. Ona kapılıp rüzgârında savrulmak istiyor içindeki savaşa yenildiğini biliyordu. Ruhunu saran teslim olma hissiyle Jaymie'nin karşısında öyle güçsüzdü ki... Bu güçsüzlüğü Jaymie'ye karşı onu daha hırçın bir hâle geti-nyordu."Hiç efendim... Benim bir şeyim yok efendim, bir daha kimseden bir şey istemem efendim. Marie rahatsızdı o yüzden şehre inemedi. Ben de..." diye devam ederken hafif ama aşağılayıcı bir şekilde ittirdi ve, "Konuyu saptır-
mayı iyi biliyorsun" diyerek yatak odasına yürüdü korkuyla peklinden giderken Fdvvard aniden dönüp ^ görmek istemiyorum odana git!" dediğinde Jaymig^j, du ve dehşetle ona baktı. Yüzü beyazın beyazına karış^, gözleri dolu doluydu. Zar zor selam verdi ve arkasını düğünde gözyaşlarını tutamadı. Genç adamın hışmındjj, yine nasibini almış, korkmuş yüreği kırgındı.
Edward ne yemek yedi ne de odasından çıktı. Jaymie m^ yüzünde oluşan anlık hüsranla içi parçalanmış pişmandı Bütün gece gözünü kapattığında aklında o an belirdi durdu.
Geçen bir hafta boyunca Jaymie neredeyse eski zamanlardaki gibi hizmetçi rolünü üstlenmişti. Aralarında eskisinden daha fazla bir köle-sahip ilişkisi vardı. Jaymie Edvvard'tan iyice uzaklaşmış, kızmaması, ona bağırmaması için elinden geleni yapıyordu. Edvvard az uğruyor, ara sıra odasında kalıyordu. Jaymie kapı dışarı çıkamıyor, kim.seyle görüşemiyordu. Marie gelip Jaymie'nin mutsuzluğunu görse de bu durumdan memnun olduğunu saklamıyordu.
Jaymie çalan telefona cevap verdiğinde karşısında Mar-lon vardı.
Selam Jaymie nasılsın? Bu aralar ben çok yoğunum seninle görüşemiyoruz," dedi gülümseyerek. Jaymie moralinin bozukluğunun sesine yansımasına izin verdi. Konuşmaya ihtiyaa vardı ve neredeyse daireye hapsedilmişti.
"Artık görüşebileceğimizi sanmıyorum."
"Neden?" Marlon oturduğu yerden kalkmış meraklan-mıştı.
"Prens kimseyle görüşmemi istemiyor."
"Buna benim dahil olduğumu sanmıyorum," dedi rahatlamış bir .sesle.
"Özellikle sen Marlon," dedi Jaymie muta
Hu tok'tı'iula kapsıyor nııı^" dedi l.a^ka
Nr MV'nek sunar ^ıhı. )aytnıe isin isteme/ gülııııuK>di “Wmem kı. ''anının kapsaınıyordm "
ramam, o /aman seni her gvın ararım,'' derli umut ohmasina.tesettür Sesi mutlu bir o kadar hu/ur veririydi.
Anlaştık, dedi lavmie leletonu kapatırken keylı yerine sr'imiştı. lavmie tam odadan çıkacaktı kı telefon tekrar ^ihiMva başladı. Açtığında karşısımla Marlon vardı Mar-iav Selam nasılsın?" dediğinde Jaymie günlerdir ilk defa ktdtkahayla gıilüyordu. Anlamsız sorular ve esprilerle onu eklendirmiş ve yanm saatlik bir zaman dilimini konuşarak jîfçınTuşlerdi. Jaymie telefonu kapattığında çok daha iyiydi. Günler geçiyor, Jaymie bu telefon sohbetlerinde huzur buhıvor, biraz olsun sıkıcı hayatı renkleniyordu. Marlon'la bulduğu huzurun aksine, Edward arhk onu korkudan tit-trtr hâldeydi.
lavmie'nin bir bakışı, bir kelimesi içinde büyüyüp ko-oman bir dünya meselesi hâlini alırken, ona karşı uzak dumşu içinde koca bir kara delik oluşturuyordu. Genç ijdmın korkuyla titremesi pişmalığa yol açıyor ama yok mebağınşlan sarayı inletiyordu. Sarayda herkes Jaymie ıçn üzülüyor ama Prens'in neden bu kadar öfkelendiğini ioo«e çözemiyordu. Jaymie bir sabah erkenden uyanmış. ta«yo yapmıştı. Sabahın bu saatlerinde arayan Marlon'dan ^İUM olmazdı. Gülümseyerek açtı telefonu ve üzerindt'-blttvluya aldırmadan mutfağa geçti çünkü Daisy'i uyan-dınnak istemiyordu. Mutfak masasının ü/erine oturdu ve ıdifanu çenedinin altına sıkıştırıp elindeki kremi bacakla HM türerken konuşmaya başladı.
Edward içki dolu bir gecenin ardından kötü bir sabaha uranmıştı. Jaymie'nın onu uyandırmasını yasaklamış, sek "Sen telefonla kalkmasını sağlıyordu. Cö/lerinı açlığında sşıiınndakı Jaymie akimdaydı. Sinirle y-'lağı vmurukla
dı ve kalktı. Uyanma saatine bir saatten fazla voya girdiğinde duşunun hazır olmadığını gön mie ortada yoktu. Aheste aheste önce antreye son baktı. Mutfak tarafından gelen konuşmaları takip de Jaymie'nin gülüşünü duyduğunda içi merakla Duyduğu cümleler samimf bir o kadar yakındı. J yüzünde kocaman bir gülümseme Marlon'a cevap veı du. Mutfak masasının üzerindeki manzara gerçektenst değerdi. İçinde bastırmaya çalıştığı bütün duygular kas. lanna toplanmıştı ve onu gülümseten kendi değildi.
"O filmi seyrettim ama kitabını okumalısın bir harika, dedi Jaymie ve kıkırdayıp dinledi. Sonra, "Hayır, birebir olması imkânsız çünkü film o zaman beş saat sürer bence," dedi mutlulukla. Sessizliğin ardından Jaymie tekrar samı-mi konuşmalarına devam etti. "Ben de istiyorum ama bu imkânsız. Ne önemi var hepsi küçük hayallerden ibaret.tesettür Tamam, belki bir gün neden olmasın? Hayır, aramalann rahatsız etmiyor ama şimdi kapatmalıyım. Prens birazdan kalkar ve ben hiç hazırlık yapmadım," dedi ve gülerken krem sürmeyi bitirdi. "Görüşürüz," diyerek telefonu kapattı ve masadan kalktı. Kapıya döndüğünde Edvvard'ı görünce donup kaldı. Edvvard telefonun ucundakinin Marlon oldu^nu biliyordu. Bir yandan haftalardır uzak durmak için savaş verdiği bedenden gözlerini alamazken, bir yan- j dan kıskançlık bedenini sarmıştı. Pembe tondaki dudakla- ! n, yeşil gözleriyle ona korkuyla bakıyordu.
“Kimdi o?" dedi en öldürücü sesiyle. Jaymie korkuyla ne diyeceğini bilemedi.
"Yüzüne mutluluk verip senin böyle yakın konulmalarını hak eden kimdi?" dedi Edvvard dişlerinin arasından. "Marlon." dedi korkuyla, yalan söyley^^zdi, bir şe-
kıKIf l’rtMVs valan soylodij^mı anl.u,|ı, Fulv^ard hı/ln gelip onu kolundan tutup hırsla k»-ndııw çekti Aldıjl^ı g».nç ka dinin kokusuvla hn şoy buhirim* girdi. Kıvminıiı kokusu CtfIfmini duvdu^u kokuydu Jaymio korkuyla ır| h-den»* vasUnmış bir cliylo bilinçsı/ct? h.ıvlusunu sıkı sıkı tutrmif cmı yanıyordu.
\e o şimdide kendini bt'nden mi saklıyorsun? Marlon için mi yanıyor bedenin?" dedi l-.dvvard havluyu üzerin-daı öfkeyle çekerken. Jaymie duyduklarıyla sersem gibi olmuştu.
"Hayır efendim," diyebildi utanarak. Edvvard'ın elle-n genç kadının çıplak sırtmda dolaştı bir süre. Bakışları yumuşadı. Teni, kokusu, dudakları onu yine esir almıştı. Efpldi ve yerden havluyu alıp Jaymie'nin bedenine sardı. Elinden tutup yatak odasına götürdü ve yatağa oturup onu kucağına aldı. Derin nefeslerle gözlerini kapatıp genç kadını koklarken niyeti sakinleşmekti. Sesi boğuk, arzu dolu ama tehditkârdı. "Anlaman gereken bir şey var Jaymie. Benden başka birinin sana dokunmasına izin vermem. Sıkm hayallere kapılıp kendini üzme... Benimsin anlıyor Buaın?” dediğinde Jaymie'nin bir yanı duyduklarıyla mutluluktan uçmak üzereydi ama diğer yanı Edward'tan koşarak uzaklaşması gerektiğini söylüyordu. Edward du-daklanna uzandı ve Jaymie'yi daha bir kendini çekti. Jaymie kendini çektiğinde Edvvard, "İstemiyor musun? Marki mu? Bunu bana söyle Jaymie, kızmayacağım," dıMı dıyienni sıkarak.
"Hayır efendim. Sadece köle kurallarına uymak zonın-dırtm."
Sadece bana zorundasın. Dudaklarından u^ak dum-üm. Köle olup olmaman umurumda değil, ben benim H İğer kalbinde kimse yoksa . " derken yüzünden ıslak ■(linnı uzaklaştırıyor,
"Siz benim tek sahibimsiniz" derken genç adamın lemine cevap verme isteğiyle doldu. Usulca kendini omuzlarm sardığı kollardan kurtardı ve kucağından kalkıp dizlerinin üzerinde yatakta dikleşti. Edvvard ondan böyk bir tepki beklemiyor, gözlerine bakıyordu. Jaymie oturan genç adamın tişörtünü çıkarttı ve Edvvard onu izlerken elleriyle ıslak saçlarını topladı. Kendini havludan kurtardığında Edvvard'ın nefesi kesilmiş, Jaymie'nin çıplak kıvnm-lannda gezdiği gözleriyle alev almaya başlamıştı. Jaymie ' ayağa kalkıp önünde eğildi ve Edvvard'ın şortunu çıkardı. Önünde diz çöküp dudaklarını bulduğunda elleri genç adamın göğsünü, kollarını okşadı bir süre sonra erkekliğini buldu. Genç adamın boynuna eğilip dudaklarını ustaca kullanırken zevki soluyordu ve buna pişman olacağını adı gibi biliyordu.
Edvvard onu öpen dudaklar ve dokunan parmaklarda kaybolmuştu. Haftalardır içindeki boşluğu yine özgürce doldururken, onu delirten genç kadına daha fazla daya-namadan tek hamlede altına hapsetti. "İzin ver... Tadını istiyorum, dedi Edvvard. Jaymie nefesini düzenlemeye çalışırken, Edvvard konuşmasına izin vermeyip ağzını du-^ daklarıyla örttü. Boynunun her kıvrımında gezinirken, "Bana izin ver," dedi fısıltıyla. Gözleriyle bir nevi tehdit ederce tekrar tekrar duyamadığı dudakları buldu.
"İstemiyorum," dedi Jaymie sesi kısık, karşı geldiği için ürkekti. Edvvard gözlerine bakıp dudakları yana kıvrılıp gülümserken, "Bana doğruyu söylersen istediğini yapacağım," dedi. Jaymie ondaki arzuyla serağğ^ riş ne de-
ıiH’k istediğini tam anlamamıştı. Adamın öpüşleri başını dondururken genv adamın ustalığı her defasında onu kendinden gegriyordu. jaymie kıvrak /.ekâlı olabilirdi ama tdvvard kadar hin zekâlı olamayacak kadar kendini kap-brmıştı. Dudaklarını hissetmenin eşsiz olacağını düşünürken, "Ben kurallara uymalıyım zaten..dedi nefes nefese. Edward doğru yolda olduğunu anlamış, "Burası benim yata^m ve sen benim kadınımsın. İstiyorsun, biliyorum," dedi boynundan göğüslerine kayarken. Ses tonu öylesine ikna ediciyken aynı zamanda nasıl cezbedici olabiliyordu, lavmie bu karmaşanın arasında merak etmekten kendini alamadı.
"Cevap ver," dedi Edvvard yukan çıkıp dudaklannı dudaklarında gezdirirken, "Sıcaklığını istiyorum Jaymie. Hadi gerçeği söyle bana," diye baskıyla konuşmaya devam ett Javmie sessiz kalmış, Edvvard konuşmayı bitirmiş, sevilmeye başlamıştı. Boynunda gezdi bir süre, bedeni ısınmış genç kadında kendini kaybetmek üzereydi. Göğüs-lennde bir süre mola vermişçe gezindi dolgun avuçlarını kaplayan diyarlarda.
Basit iki kelimeden birini seç Jaymie..."
Ben istiyorum ama bu..." dediğinde Edvvard "Şişşş ima vok!" dedi. Yüzünde memnun ifade ışığı bulmuş gi-bıvdi. "İstiyorsun ve istediğini alacaksın," dedi istekle. Jaymie şoke olmuş bedeni Edvvard'ın altında kıpırdayamıyor-du. Ama... Demiştiniz ki..." diye isyan etmesi Edvvard'ın dudaklannda kayboldu. Prens'in dudakları daha sevecen daha nazik ve kışkırtıcıydı. "Söz kimseye söylemem," dedi •sıltıyla. Dudaklarını ağzında hissedip bıraktı ve kadınındır uzaklaşıp dizlerinin üzerinde doğruldu. Cüzleri arayla muhteşem bedeninde gezerken elleri bacaklarında ‘Kaklığın yolunu arıyor gibiydi. Jaymie hayır anlamında ^101 salladı ama Edvvard oralı olmadı. Sağ ayak bileğini-tesettür sundu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder