tesettür ve insan analizi

tesettür ve insan analizi

  tesettür diyorki yerek. Jaymie sesindeki imayı anlamış tü\ Ierj ürpp^ Edward'ın vanlış anlaması hâlinde olacakları düşı, bile istemedi.
"Marie nasıl böyle bir şey düşünebilirsin? Tann ı,j^ Prens'ten korusun."
"Bu gayet normal Prens'in yatağını paylaşıyor seni onun kansı yapmaz. Sen onun için .sadece zevks,f Hem Marlon sana uygun bir eş olabilir. Yakışıklı, kariver sahibi ve özgür biri... Onunla evlenirsen her şey kolaylaşır Odalık olmaktan kurtulur, sınavlara rahat rahat hazırlanır sın. Hem saraydan gitmek zorundada kalmazsın. Okulun bitene kadar benim yanımda çocuklara ders verirsin."
"Sana inanamıyorum Marie! Kapı önü sohbetini nerelere getirdin," dedi Jaymie sıkıntıyla.
"Marlon bütün saray kadınlannın hayran olduğu bir asker, herkes onu kafeslemek için neler yapıyor ama ben onun şimdiye kadar kimseye yüz verdiğini görmedim Bırak konuşmayı, selam bile vermez. Kanunlar belli, evlenebilir ve özgürlüğünü elde edebilirsin. Buna Prens bile karışamaz," dedi yaşlı kadın. Jaymie ona bütün gün süren uzun sohbetlerini, uçakta konuştuklarını anlatsa Marie herhalde düşüp bayılabilirdi. Yorgundu ve inkâr etse de aklı Edvvard'taydı, özlüyordu. Marlon umurunda bile değildi.

"Daisy nerede?"
"Merak etme, haremde çocuklarm yanında... Birazdan gönderirim. Bu arada Prensle aran nasıl?" diye soran Marie bir radar gibi Jaymie'nin vereceği cevaba odaklanmıştı. Jaymie gözlerini kaçırdı. Ne yalan söyledi ne doğruyu. "Kanşık," dedi ağzının içinde. Tabii Marie sinirlendi.
"Kanşık olan ne? Sen kölesin, o prens. O ne istense yapacak ama resmi olacaksın, bunu kafana sok. Böyle olmazsa zarar gören sen olursun... Onun hiçbir şey umurunda
olma? İkimi/ de onun büyüsüne kapıldığımı bilivoruz. İlk başta ona hayır deseydin Edvvard kendini geri çekerdi. Onu tanıyorum ve bunun için artık çok geç."
Jaymie acımasızca canını yakan cümleleri kuran kadının go/lorine baktı ve, "Haklısın," dedi. Marie haklıydı. Prens'in, "l’mrumda de^il!" ifadesi kulaklarında çınladı ama ]aymie’nin kalbi haklıyı haksızı ayıramayacak kadar Edvvardla doluydu.
Edward, Jamie'nin gidişinin etkisiyle iyice gerilmiş, Vanseit'in de iki gün sonra ayrılmasıyla da gerilen sinirleri tavan vapmıştı. Jamie'siz ruhu inkan seçse de kendi içinde yaşadığı belirsizlik, onu çıkmaza sokuyor, asabileştiriyordu. İşlerine yoğunlaşıp hız vermiş, saraya dönmek için çalışıyor ama yine kendine itiraf edemiyordu. Marlon onun bu durgun ama gergin, işkolik ama bıkkın hallerine şaşı-nvordu Öncesinde her gece yatağına giren kızlan tahliye etmek, evlerine bırakmak ya da sorunlarla baş etmek ona kalırken şimdi Prens yalnız uyuyor, işten başka bir şeyle ilgilenmiyordu. Bu hallerinin Jaymie ile ilgili olduğunu biliyor, köle kız için sonucun kötü olmasından korkuyordu. Edvvard'm köleye olan aşkı duyulduğu takdirde babası ya oköleyi sağ bırakmaz ya da suçlayın bir şey bulup en kötü yerlere sürgüne gönderebilirdi.
Bir haftanın sonunda Edvvard eve dönme kararı aldı. Dönüş yolculuğu Edvvard için keyifli geçiyordu çünkü jıymie'yi görecek olmanın verdiği heyecanla telefonunu pkardı ve aradı. Karşı koltuğunda Marlon bir yandan onu ırlıyor bir yandan gazete okuyordu. Edvvard, "Açmıyor, dâirede değil sanırım," dedi endişeyle ve Marie'yi aradı.
hiç belli etmedi. Jaymie yanında olduğu hâlde orad*^’ madiğini söyledi. Genç adam telefonu kapattı ve oturj ■ koltuktan kalkıp uçağın içinde sinirle aşağı yukarı meye başladı. Keyfi kaçmıştı çünkü Marie hareketlenmiş aslında kabullenmek istemediği gerçekleri yüzüne yordu.
"Ona ne? Ona ne? İşime burnunu sokmasa olmaz. Yaşlı cadı," dedi bir hışımla. Hırsına yenik düşüyor, aklından Marie'yi, jaymie'den uzak tutacak bir sürü şey planlıyor, du. Marlon sessizce Prens'i izlemeye devam etti. Tabii Ed-ward sessiz kalan Marlon'dan hırsını çıkarırcasına, "Bir şey söyle Marlon!" dedi beklentiyle çünkü onun fikirlen her zaman değerli olmuştu.
"Ben konuya vakıf değilim efendim," dedi Marlon.
"Adım gibi eminim Jaymie, Marie'nin yamndaydı ve o yaşlı cadı ona telefonu vermedi."
"Onu bir emrinizle Jaymie'den uzaklaştırabilirsiniz, dedi Marlon aklını okumuş gibi. Aslında Edvvard m vicdanım ölçüyor, konuya sahip-köle ilişkisi olarak bakmaya çalışıyordu.
O Marie nin torunu, bunu yapmak istiyorum ama yapamam.

tesettür

Beni Jaymie'den uzak tutmak için elinden geleni yapıyor ve ben buna uyuz oluyorum," dedi Edvvard liseli çocuklar gibi. "Uzak tutmasının bir sebebi olmalı," dedi Marlon. ,
"Tek amacı onları korumak ama benden bir zarar gelmeyeceğini anlayamıyor."
"Marie bu köleye kapıldığınızı düşünüyor olmalı..."
"Ben Jaymie'ye kapılmadım, öyle bir şey yok. O güzel... Aşın güzel bir köle o kadar," diyebildi kendine yalan söylediğinin farkında olarak. Marlon gerilmiş, elinde tuttuğu gazeteyi kendine
/.imanı m'lıncu \I.iru' bunu anlayacaklır eferHİim Kölp «a? t'\londi]i:;mı/.dt' kurall.u giTugı v.mını/dan ayrılacak," dedi Marlon. 1 dv\aıd, yü/uno vurulan gcrveklerı hır yana bırakıp ]avmıe’den ayrılmamak adına onu başka bir yere götürme planları yapmaya başlamıştı bile. Konuşulmaya başlanan pers'ekleri düşünmek ı^ini kederle doldurmaktan başka bir işe yaramıyordu. St'ssizliği Marlon için bir fırsattı, "Odalınınız bir şekilde sizin himayenizden çıkmak zorunda. Kölenin bu güzellikle işi zor efendim. Ben onun verinde olsam evlenir ve bu durumdan rahatlıkla sıyrılı-nm.' dediğinde Edward sabrınm sonundaydı. "Onu öldürürüm..." dedi dişlerinin arasından ve kendine geldiğinde, "Yeter biz neyi konuşuyoruz. Ben ne istersem o olur," dıverek sirürle yerine oturup televizyonun sesini sonuna kadar açtı. Marie ve Marlon haklıydı haklı olmasına ama Edward allak bullaktı. Kendini çaresiz ve boğuluyor gibi hissetti. Uçaktan indiklerinde Edvvard'ın, Jaymie'ye kavuşma heyecanından eser kalmamıştı. Saraya gitmek istemedi. 'Otele gidelim," dediğinde Marlon tamam anlamında selam vererek eğildi ve korumaları ona göre yönlendirdi.
Onlar otele doğru yola çıkarken saraydaki Prens'in da-B&ınde jaymie, bin bir zahmetle yatak odasma masa taşı-1% mumla süslüyordu. Edvvard'ın en .sevdiği yemekleri hazırlamıştı ve içi kıpır kıpırdı. Duygularını akışına bır«-kacak ve ilk defa Prens'e yakın davran.uaktı. (iostereıeğı bu yakınlık nereye varacak bilmiyordu ama ona k.uhnı gibi davranmanın hayali bile gü/eldi.
Prens'in döneceği haberi geldiğinde Marie akşami,sj|^ ne kadar kalıp torununun beynini yemiş. Prens e karşı hareketlerine dikkat etmesini bir kere daha tembihlenip ti. Jaymie uyuyacağını söyleyerek onu koyarcasına 04 dan çıkarmış ve hazırlıklanna başlamıştı. İki saatin içinde Edward'ın sevdiği vişneli pastayı masaya yerleştirdiğinde masada her şey hazırdı. Sonra hızla banyoya girmiş, güzel sıcak bir duş almış, saçlarmı topuz yapmış, iç çamaşırla-rmı jartiyerle süslemiş, kısa seksi bir elbise giyip beklemeye başlamıştı. Saatler gece biri gösterdiğinde Jaymie masada halen bekliyordu. Her kıpırtıda heyecanla ayaklandı ama Prens gelmedi. Gecenin yarısı olmuş, saatlerdir yanan mumlar yana yama bitmişti. Jaymie öylece oturdu ilk önce... Sonra kalbi ezildi, ona kötü bir şey olmasından korktuysada haberin hemen duyulacağını biliyordu. Sonra Marlon aklına geldi ve heyecanla kalkıp telefon açtı. Mar-lon çalan telefonla otel odasında uzandığı yerden telaşla kalktığında, arayan yerin saray olduğunu görünce iyice panik yaptı. Duyduğu sesin Jaymie olduğunu anladığında gömleğini üzerine geçirmiş odadan çıkmak için iki dakikaya ihtiyaa vardı.
"Jaymie iyi misin? Geliyorum," dedi panikle
"Ben iyiyim... Özür dilerim rahatsız ediyorum. Ben...

tesettür

Ben bugün geleceğinizi sanıyordum. Merak ettim," dedi utanarak. Marlon aptal biri değildi. Jaymie'nin Prens'ten etkilendiğini biliyordu. Hüzünle anlamazlığa vurdu. "Sohbetlerimi mi özledin?" dedi kinayeyle.
"Hayır... Yani tabii ki evet ama merak sadece," dedi Jaymie aptalca. Marlon her ne kadar dürüst bir yap,ya sahip
"Geldik ama Prensimin bir misafiri var. Oteldeyiz," dedi vicdanını bir kenara bırakarak. Birkaç saniye ses alamadı ve Jaymie'nin boğuklaşmış sesi duyuldu.
"Bayan misafir mi?" dedi Jaymie yutkunarak.
"Evet, üç-dört gündür yanında," dedi Marlon. Jaymie sesini normal çıkarabilmek adına bir süre suskunluğa saklandı ve Marie'nin ne kadar haklı olduğunu bir kere daha anladı. Aptal hayaller kuran kendiydi. İçinden kendine bin bir küfür ederken gözyaşları bitti.
"Tamam... Gelince görüşürüz," diyebildi. Marlon, "İyi geceler," dileyerek telefonu kapattı. Jaymie neredeyse kendini tokatlayacaktı. Gözüne hazırladığı masa takıldı. Sinirle, "Ağlama aptal," dedi. Kalbine, "Kes şunu artık yeter," diye keskin bir emir savurdu. Hınçla masaya oturdu ve hazırladığı yemekleri yemeğe başladı. Hem yedi hem hıçkıra hıçkıra ağladı. Sakinleşmesi saatler sürdü. Yedikten sonra tuvalete gidip kustu ve üzerindeki elbiseyi çıkarıp duşa girdi. Masayı toparlayıp odayı eski hâline getirdi ve kardeşinin yanına gidip yatağa kıvrıldı; sıkıca gözlerini yumdu.
Edvvard, otelde kaldığı sonraki üç gün boyunca odasından dışarı çıkmadı. Ne kimseyle görüştü ne kimseyle konuştu. Üç gün boyunca aslan terbiyecisi gibi içindeki duygulan yalanladı durdu. "Yapabilirim ona normal bir köle gibi davranabilirim," dedi ve saklandığı yerden çıktı. Arabası saray yoluna girdiğinde, "Ona kapılmış değilim," dedi kendine seslice. Farkında değildi
cebinden haberi yoktu. Saraya adımını atar atmaz hissediliyordu. Haberi olan saray bahçesine Brezilya başarısından dolayı onu tebrik etmek için^ ' giriyordu. Daha o arabadan inmeden kurulun tarna^*" ravın kapısının önünde hazır ve nazırdı. Edvvard sıknn,^ onu bekleyen kalabalığa adım atarken babası yaptığj^ zinin detaylarını öğrenmek için sabırsızlanıyordu. Mu^ yaşantısında gurur duyduğu bir tek Edvvard vardı. Onuiy| bir kral olarak yetiştirdiğine inanıyor, ona güveniyordu Kurul veliaht prenslerini selamlarken, Edvvard babasım selamladı ve habersiz gelişiyle apar topar toplanan kurul üyelerini hazır bir arada bulmuşken, büyük salonda yaptığı geziyle ilgili bütün detayları aktardı. Kurul toplantısı iki saate yakın sürerken, Edvvard iyice gerilmişti ve mutsuzluğu hissediliyordu. Gece, adına verilen yemeğe katılamayacağım söylediğinde babası olmadığı kadar anlayışlıydı. "Seninle gurur duyuyorum Edvvard," dedi Kral. "Kimin oğluyum, hiç gerek yok," diye yanıtladı, alaylı ifadesini saklamadan.
Yalnız bir konu var, yanında bir mahkûm getirmişsin, dedi Kral.
"Bana kalsa çoktan ölürdü ama..."
"Tann'ya şükür bir ceset Brezilya için yeter. Konu neydi?"
"Köleye eziyet ederken yakalandı," dedi konuyu çarpıtarak anlatmakta bir sakınca görmedi. Sonuçta Jaymie^nin buradan ayrıldığını söylemek istemiyordu.
"İnsanları koruman saygı duyulacak bir konu ama köleliği kabullenmelism Edvvard."
"Kölelik yaşadığımız zamana uymayan, bizim alnımız-daki kara bir leke baba... Er geç birilerinin dur demesi gerekecek, bu neden senin zamanında olmasın?"
"Bunu değiştirmeyi inan senden fazla ben istiyorum.
Ama dünv.ı daha kölelijl^in kalkmasına hazır dcj^il "
F,d\vard vüziindeki küçümsoyici bakışla, "Hazır olmayan rahatına düşkün, parası olan zavallılar," dedi öfkeyle ve kral sessiz kaldı. Edvvard izin isteyerek oradan avnldığında jaymie geleceği haberini almış hızla yemek hazırlamaya koyulmuştu. Köle kıyafetlerinin içinde açılan kapı sesiyle mutfaktan çıkıp antreye geçti. Edvv'ard daire kapısının önünde derin bir nefes aldığında, onun gülen yüzünü görecek olmanın mutluluğuna kapılmıştı. Her şeve rağmen onu görmek istediğini kendine itiraf etti. Tabii Javmie'in köle elbisesi içinde, başı önde yüzüne bakmayan tav'nyla onu selamlaması adeta ruhen çökmesinden başka bir işe yaramadı. Kurduğu bütün duvarlar teker teker üzerine yıkılmıştı. Neden normal bir tavır göremediğini soran beynine... "Neden Tanrım? Neden?" diyerek içten içe isyan etti. O kendi savaşına düşmüş, kapıda dikilirken Jaymie, "Hoş geldiniz efendim," dedi kafasını kaldırmadan. Ed-ward sinirle cevap vermeden yatak odasına geçti. Jaymie onun sinirinden habersiz peşine takıldı ve olmadığı günler içinde sekreterinin bıraktığı notları iletmeye başladı.
"Sekreteriniz dinlenmeniz için yann toplantı ayarlamadığını iletmemi istedi. Sadece sizin yakın arkadaşlannız-dan Lord VVinnes'in nişanı varmış, gidip gitmeyeceğinizi sormak istedi. Prenses Delia...." diye devam ederken Edvvard sıkmtıyla, "Sus!" diye bağırdığında artık sinir kat sayısını doldurmuştu. Jaymie korkuyla susmuş eğilerek selam vermişti. Tam odadan çıkmak üzereydi ki Edvvard, Nereye?" diye hırsla soludu. Jaymie, "Ben... Yemeğinize..." diye açıklayacakken ikinci kere konuşması Edvvard tarafından kesildi. "Banyom?" derken niyeti ona kızmak için bahane bulmaktı.

tesettür

yazdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder