tesettür ve felsefe toplumu bilgiler
hakki sahiplerim kenai topragınaa tutmayı başarıyordu ^ nun bir nedeni, dikkat çekecek denli birleşmiş olan bu de, krallık yetkesinin kaçak “mef’lcnn peşine adam takacal ■ bunları kabul edenleri cezalandıracak kadar güçlü olmasi|^ Diğer bir neden de, senyörlüklerin içinde efendinin tebaasaı, elinde tutmak için, öncülleri Anglosakson gelenekte buluna, ama ilk Norman krallarının işlevsel bir denetim sağlatnal, kaygısıyla düzenlemiş ve geliştirmiş oldukları bir kuruma sa hip olmalarıydı. Bu kurum “frankpledgi" adını taşıyordu ve özgür insanların güvencesi (bundan karşılıklı güvenceyi anla-ynmz) anlamına geliyordu. Sonuç olarak, amacı baskı kurmal; için geniş bir dayanışma ağı tesettür sunda, hemen hemen tüm İngiliz topraklarmda yaşayan nüfus, onluk gruplara ayrıbyordu. Her onluk grup, üyelennin mahkeme önüne çıkmasından toplu olarak sorumluydu. Bu grupların şefleri, önceden belirlenmiş aralıklarla, suçlu ya da şüpheU kişiyi kamu güçlerinin temsilcisine teslim etmek 20-tundaydılar ve aynı zamanda da, böylesine sıkılaştınimış bir denetim ağından hiç kimsenin kaçmadığım doğrulamış oluyorlardı. Başlangıçta, yüksek sımfların, iaşesini şefin evindeu sağlayan ve bundan dolayı da şefin doğal kefilleri olduğu hizmetkârların ve silahh adamların, son olarak da din adamlarının istisna tutulması koşuluyla, tüm özgür insanların bu sistem içinde gruplandırılmaları istenmişti. Daha sonra, çol hızlı bir biçimde, ciddi bir dönüşüm gerçekleşti. Artık yalnızca senyörlükteki bağımlı adamlar '‘frankpledgehç. yer almayı zomniu kılındılar ve bu zorunluluk, hiçbir statü ayrımı yapılmaksızın hepsine dayatıldı. Bu noktadan sonra, kurumun ai bile gerçeği ifade etmekten uzaklaşti, çünkü bu bağımklardu' çoğu artık özgür sayılmıyorlardı; Bu, daha önce sıkça gördü ğümüz gibi, anlam değişiminin çelişkili ve anlamlı bir kanındır. Öte yandan, bu çeşit adlî denetimleri gerçekleştirmeye'-kişinin çok az sayıdaki kamu görevlisi tarafından kullanılma"oluşturmaktı. Bu plan doğrulm.
imkânsız olduğundan, bizzat senyörlere ya da en azından senyötlerden çoğuna devredildiği giderek daha sık görüldü. Senyöderin elinde ise, mükemmel bir baskı aracı haline geldi.
Senyörlüklere bu denli güçlü bir yapı kazandırmış olan fetih, aynı zamanda, olağanüstü iyi silahlanmış bir krallığm kurulmasına da olanak sağladı. Ild güç arasında imzalanan bir çeşit yetki paylaşımı anlaşması. Ortaçağ İngilteresi’ndeki statü sınıflandırmasımn ve hatta özgürlük kavramının kendisinin bile maruz kaldığı son büyük değişimi açıklamaktadır. XII. jüzjTİın ortalarından itibaren, Norman ve daha sonra da An-jou hanedanlarının etkisi altında,tesettür monarşinin yargı güçleri olağanüstü gelişti. Bu az rasdamr erken geüşmenin elbette bir bedeli oldu. Daha geç tarihlerde, Fransa gibi yapüanmasını daha yavaş tamamlayan devletlerin aşmakta bu denk zorlan-madıklan engelleri önceden koyup bunlara saygı gösterilmesini zorunlu kılan Plantagenet’lerin yargıçları, biraz tereddüt geçirdikten sonra, “manor”un lorduyla adamları arasına girmekten vazgeçtiler. Bu, bağımlı adamların kraUık mahkemelerine çıkma haklarından tamamen yoksun bırakıldıkları anlamına gelmemekteydi; yalnızca senyörleriyle ilişkilerini ilgilendiren davalar, senyör ya da senyörlük mahkemesinden başka bir yerde görülemeyecekti. Fakat bu şekilde tammlanmış davalar, söz konusu sıradan insanların, üstiendikleri görevlerin ağırlığı, toprağı tasarruf hakkına sahip olmaları ya da bu hakkı devretmeleri gibi en değerli çıkarlarına ilişkindi. Öte yandan, dikkate değer sayıda insan bu durumdan etkileniyordu: Çünkü bunlarm arasında, bondmeri’lcrlt birlikte, Fransızca sözlükten ödünç alınacak olursa, genellikle “vilain” (köylü) adı al-ünda tanımlanan sıradan tasarruf hakkı sahiplerinin çoğu da )’er alıyordu. Böylece, uygulamada taşıdığı önemi herkesin İ3rk etdği yeni bir kırılma hattı, İngiliz toplumunu boydan ^a ikiye bölüyordu: Bir yanda, adaletin koruyucu gölgesini zaman üzerlerinde hisseden krabn gerçek tebaaları; diğer
çözmeye olanak sağlayan ve ele aldığımız dönemin ötesim uzun vadede ciddi devrimci sonuçlara yol açacak olansın,/ arası faridılaşma da, aynı şekilde İngiltere’ye özgüydü, b/' karşın, yeni serflik kavramını hazırlamak üzere hukuksa! dü şüncenin ortaya koyduğu bakış açısı, feodal Avrupa’nın ortaj, mirasına aitti. Köylünün, özgür bile olsa, senyöründen başlj yargıcı olmaması gereldiliği Aziz Louis’nin maiyetindeki Fran. sız bir hukukçunun da desteldediği bir görüştü; Almanya’da özgürlük-kamusal adalet denkleminin ne kadar candı olduğa zaten bilinmektedir. Öte yandan, pek onur kazandırmayan ve çok sert olarak değerlendirilen kimi hizmetleri yerine geürnıc zorunluluğunun bilinçli bir biçimde serdiğin bir işareti sayılması düşüncesi, dar hukuk anlayışma aykırı olmasına ve bundan dolayı mahkemelerin karşı çıkmış bulunmalarına rağmen, 1200 y Ltna doğru Ile-de-France’taki kimi köylü ayaklanmalarını beslemekten geri kalmamıştı.^^^ Fakat Fransız devletinin yavaş, tuzaklarla dolu ve kesin evrimi, sonuçta, krahn ve senyörlerin yargı yetkileri arasında net bir smtr çizgisi oluşmasını engeEd Onur kmcı işler kavramına gelince, Fransa’da soylu smifinın sınırlarının çizilmesinde bir rol oynadıysa da, serfliğin eski ölçütlerinin yerine geçmeyi hiçbir zaman başaramadı, çünkü yeri bit statü sınıflaması gereksirrimi duyulmasına yol açacak hiçbir şey yokm. Böylece, İngüiz örneği, başka y^erlerde geçerli olan koşullar dolayısıyla sürekli embriyo halinde kalmaya mahkûm edieıı bazı güçlü düşüncelerin, bir-çok açıdan kendine özgü bir uygarlıkta ve verili bir çevrenin etkisiyle berraklaşarak,tesettür tamamen özgün bir yargı sisteminin yaratılmasıyla sonuçlanabilecek seyrek rasdanan bir açıldıkla göstermektedir. Bu nedenden ötürü, İngiliz feodalizmi toplumsal örgüdenme konusunda bir yöntem dersi değerindedir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM SENYÖRLÜK REJİMİNİN YENİ BİÇİMLERİNE DOĞRU
I.YÜKÜMLÜLÜKLERİN KESİNLEŞTİRİLMESİ
XII. pzyıldan itibaren senyör ile tebaası arasındaki ilişkileri değiştirmeye başlayan derin dönüşümler birçok yüzyıla yayılacaktır. Burada, senyörlük kurumunun feodaliteden doğuşunun nasıl gerçekleştiğini belirtmek yeterli olacaktır.
Karolenj vergi kayıtlarının, fiilen kullanılmaz ve giderek anlaşılmaz hale gelmelerinden dolayı yürürlükten kalktıkları andan itibaren, daha büytiik olanlar ve daha iyi yönetilenler de dahil olmak üzere senyörlüklerin iç yaşamı, tamamen sözel olanlar dışında, hiçbir kurahn tanınmaması tehhkesiyle karşı karşıya kaldı. Gerçeği söylemek gerekirse, dönemin koşullarına daha iyi uyum sağlamak amacıyla malların ve hakların bnumlarını benzer bir model üzerine kurmaya hiçbir engel yoktu. Gerçekten de,tesettür Lorraine gibi Karolenj geleneğin özelikle canlı kalmış olduğu bölgelerde, bazı kiliseler bu yolu iz-kdiler. Bu tür kayıt toplama ahşkanhğı hiçbir zaman ortadan kalkmadı. Bununla birlikte, daha çok erken tarihlerde bile, in-ilişkilerini kurmaya daha fazla özen göstermek için topra-^ tanımlanmasmı gözardı eden ve senyörlüğün her şeyden senyöre bağımh yönetilenler grubuna dönüşmüş olduğu dönemin gereksinimlerine daha iyi yanıt
len başka bir kayıt sistemine dikkatler yöneltildi. Senyör I, dine özgü bir sözleşmeyle, şu ya da bu toprağa örf kuralları belirliyordu. İlke olarak efendi tarafından balı^^ dilen bu küçük çaplı yerel anayasa türleri, genellikle, tebaajij yapılan ön pazarlıklar sonucunda gerçekleşiyordu. Benzerdi, uzlaşma giderek daha gerekli hale gelmişti, çünkü söz konusu metin eski uygulamaları kayda geçirmekle yetinmiyor, baj noktalarda da değiştiriyordu. 967’den itibaren, Metz’deki Saint-Arnoul manastırı başrahibinin Morvtile-sur-Nied’deki adam, lanndan aldığı hizmeti hafiflettiği sözleşme; ya da tara tersi, ne, 1100 yüına doğru, Burgonya’daki Beze keşişlerinin, yangın çıkan bir köytiin yeniden inşasına izin vermeden önce bu rada oturanlara yeterince ağır hükümler dayattığı “pakt” örnek olarak verilebilir.^^^ Fakat XII. yüzyılm başlarına kadar, bu tür belgelere çok seyrek rastlanmaktadır.
Bu tarihten itibaren, tam tersine, çeşitli nedenler bu belgelerin çoğalmasına katkıda bulundular. Senyörlük çevrelerinde görülen yeni hukuksal kesinlik isteği yazınm zaferini sağladı. Eğitim alanında yaşanan ilerlemeler sonucunda, sıradaıı insanlar bile bunlara eskisine göre çok daha değer vermeye başladılar. Bu insanların büyük bir çoğunluğu tek başlanın okuma yeteneğine sahip değillerdi. Ancak, eğer bu kadar çot kırsal topluluk sözleşme talep ettiyse ve koruduysa, bum nedeni kuşkusuz hemen yakınlarında bu belgeleri onlara okuyup yorumlamaya hazır insanların (din adamları, tüccarlar, hukukçular) bulunuyor olmasıydı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder