tesettür ve felsefe toplumu konu
Özellikle toplumsal yaşamdaki dönüşümler, yükümlülük lerin kesin olarak belirlenmesine ve ağırlıklarının azaltılma?' na yol açıyordu. Hemen hemen tüm Avrupa’da büyük b? tarla açma hareketi yürütülüyordu. Kim topraklarınaPERRIN, Recherches sur la seigneurit rurale en Lorraine d'apris Us plus andens Chromque de l’abhajıe de Saint-Benigne ..ed. E. Bougaud ve J. Gamiet, s, 396-397 (108»"’*
tesettür yerleşimcileri çekmek isterse, uygun koşulları yaratma sözünü je vermek zorundaydı; köylülerin isteyebilecekleri en basit şey ise, senyörün her türlü keyfî davramştan uzak duracağını Önceden bilmekti. Çevrede bu tür örneklerin çoğalmasıyla birlikte, tebaalarının daha hafif yükümlülüklere tabi toprakların çağrısına direnemeyeceklerini görme kaygısı taşıyan eski köy senyörleri, kısa sürede benzer biçimde davranmaya başladılar. Benzer nitelikteki çok sayıda başka metine model oluşturacak örf yaratan iki temel yasamn (biri yeni bir yerleşim yerine, diğeri, tam tersine, Orleans ormam yakınlarındaki çok eski bir yerleşim yerine bahşedilen, Beaumont-en-Argon-ne ve Lorris sözleşmelerinin) ortak noktasımn, aym şekilde büjük masif ormanların kıynsında ortaya çıkmış olmalarından ötürü, ilk kez orman açıcı oduncuların balta sesleri arasında okunarak ilan edilmeleri olması, hiç de rastlantı değildir. Lx>r-raine’de, kumluş tarihleri çok eski de olsa, sözleşme elde etmiş tüm yerleşim yerlerini tammlamak için villeneuve (yeni kent) sözcüğünün kullanılması da aynı şekilde açıklayıcıdır. Kentli gruplar da aym doğrultuda bir görünüm sergilemektedirler. İçlerinden çoğu senyörlük rejimine bağlanmışlardı ve XI. jüzyılın sonundan itibaren, kâğıt üzerine kaydedilmiş önemli avantajlar elde etmeyi başarmışlardı. Bu başarılarımn öyküsü köylü kitlelerini yüreklendiriyordu ve ayncahklar kazanmış kentlerin köylüler üzerinde etkili olma tehlikesi taşıyan çekiciliği efendileri düşündürüyordu. Nihayet, ekonomik değişimin hız kazanması, yalnızca senyörlerde yükümlülüklerin dağıtılması konusunda bazı değişiklikler yapma isteği doğurmakla kalmadı; nakit paranın küçük de olsa bir kısmım köy-kilerin kesesine akıtarak, bunlarm önüne yeni olanaklar serdi. Daha zengin, bundan dolayı da daha güçlü ve daha az boyun ^ğen köylüler, önceden kendilerine verilmeyen şeyleri artık ya S3tın alabiliyorlardı ya da büyük mücadelelerden sonra elde edebiliyorlardı. Daha önceleri tam tersi bir durum söz konu-
suydu; senyörün verdiği her şey bedavaydı ya aa tamai iyiniyet sonucu veriliyordu. Böylece, küçük köy sayısı bütün ülkede arttı. Fransa’da bunlara “örf’ ya da “muj fıyet” sözleşmeleri deniyordu. Bazen bu iki sözcüğün biritç kullanıldığı da oluyordu. İkincisi, zorunlu olarak serfliğin İJgj. sini ifade etmeksizin, geleneksel yükümlülüklerin çeşitli yön. lerden azalülmasım çağrıştırıyordu.
Örf sözleşmesi, feodal zamanların sonunda ve izleyen dönemde, tüm Avrupa’da çok yaygın bir kurum haline gelmişti. Fransa krallığınm bütününde, Lotharingia ve Arles ballığında, Ren Aknanyası’nda, Norman krallığı dahil hemen hemen tüm İtalya’da ve nihayet, İberik yarımadasının kapsadığı her yerde sayısız örneklerine rastlanmaktadır. Kuşkusuz, İs-panya’mnpohlaciones ya da^^ro/ları ve İtalya’ma statuiikri'k Fransız sözleşmeleri arasmda yalmzca ad farkı yoktu ve hıı İkincilere sıra gelince, onların hepsi de aym kahptan çıbıj olmamn çok uzağındaydılar. Bu tür sözleşmelerin da^ oranları gibi, yapılmaya başladıkları tarih de ülkelere ya da bölgelere göre büyük değişiklikler gösteriyordu. HıristiyaD-lar’ın fethedilen toprakları nüfuslandırmak için gösterdildeıi çabalarla eşzamanlı en eski İspanya poblaciomAtn X. yüzyıla kadar geri gitmektedirler. Orta Ren bölgesinde, en baodak modelleri taklit etmiş gibi görünen ilk köy sözleşmeleri İl yılı dolaylarından daha önceye ait değillerdir.
Bununla birlikte, ne kadar önemli olursa olsunlar, bû farklılıkların ortaya çıkardığı sorunlar, kırsal “muafiyet” sözleşmelerine ilişkin bir haritada iki büyük beyaz leke (bir yandı İngiltere, öte yanda Ren ötesi Almanya) bulunmasının ortaf çıkardığı sorunların yamnda çok önemsizdirler. İki bölge^' de, yeterince çok sayıda topluluk senyörlerinden sözleşme'^' de etmişlerdi. Fakat
jjınp sürdürmüşlerdir: Topluluğun ortak otlak alanları vardı; insanlar kendi tarlalarına sahiplerdi ki en fakirler bunları ken-(j)jeri ekip biçiyorlardı. Bu şeldJde ayrıcalıkJı İnlinmiş Alman ve İngiliz yerleşim yerlerinin çoğunu, bugün, kentten çok basit “kasaba” olarak adlandırmaktayız. Benzer ayrıcalıklarm bağışlandığı her durumda, pazarın, tüccar sınıfının ve zanaat-lârlann bulunmasının, karar alınmasında etkili olduğu da doğrudur. Başka ülkelerdeyse, bu hareket, tam anlamıyla köy olan yerlere kadar etkili olmuşmr.
Manorlarm güçlü yapısı ve senyörün keyfî yönetimine olanak sağlayan yöndeki gelişimi, İngiltere’de neden kırsal örf sözleşmelerinin bilinmediğini daha ilk bakışta açıklamaya yeterli olacaktır. Lordlarm, kendi yararlarına yazılı arşiv oluşturmak amacıyla vergi kayıdarı ve mahkeme kararları bulunuyordu; değişimleri yavaş yavaş tasarruf hakkı karşıhğında verilen toprakların zilyetliğini önemli ölçüde geçici kılmaya olanak sağlayacak gelenekleri başka türlü düzenleyecek kuralları yazılı hale getirme gereksinimini neden duysunlardı ki? Tarla açma işleminin göreli olarak daha az yoğun gibi göründüğü ve öte yandan senyörlerin tebaalarını ellerinde mtmak için çok etkili araçlara sahip oldukları adada, kıtada büyük ölçüde taviz verilmesine yol açan nedenlerden teki bile hiçbir biçimde etkili olmadı.
Almanya’mn durumu çok farklıydı. Örf sözleşmeleri burada da istisna oluştumyorlardı, çünkü söz konusu ytiikümlü-lükleri kesinleştirme konusunda bir başka yöntem tercih ediliyordu:tesettür Bu, Ch.-Edmond Perrin’in büyük bir ustahkla Fran-sızcada “rapport de droitd' (hak üânı) olarak adlandırılmasım önerdiği şu ünlü Weistum’dMi. Ahman senyörlüklerinde, Karo-lenj hukuk “dava”larmdan miras kalan, bağımlı adamları düzenli arahklarla yapılan meclislerde bir araya getirme geleneği korundu. Bu yolla, bağımh adamların, yönetimde uygulanacak geleneksel
nen bu örf soruşturması yöntemi, ilke temelinde, eski zaman larda senyörlük denetçilerinin sonuçlarını kayda geçirdikle^ soruşturmalara çok benziyordu. Bu şekilde oluşturulan me.tesettür tinlere zaman zaman bazı tamamlayıcı eklemeler yapmaktan da geri kalınmıyordu. “Hak ilâm” asıl Ren ötesi Almanya’ya özgü bir uygulamaydı; Ren’in sol kıyısmda ve Fransızca ko-nuşulan topraklara kadar uzanan geniş geçiş bölgesinde ise, örf sözleşmeleriyle birlikte yer alıyordu.tesettür Bu sonuncularla kat-şılaştırıldığında genellikle daha ayrmtık hazırlanmış olsa da, daha kolayhlda değişiklik yapmaya olanak sağlıyordu. Faht, asıl sonuç her iki tarafta da aymydı. Her zaman, her yerde Weistunîdasi ya da sözleşmeden yoksun kılınmış birçok köy bulunmasma, varoldukları yerlerde de ne birinin ne de ötekinin yükümlülükleri belirleme biçimlerinin ölçüsüzce yaşamı dondurma gücüne sahip olmasına rağmen, Avmpa senyörliii tarihiriin yeni aşaması, efendiyle tebaası arasmdaki ilişkilerde giderek artan bir istikrar eğilimi içinde başladı. “Eğer yazılı değilse hiçbir toprak vergisi alınamaz”: Roussillon bölgesine ait bir sözleşmedeki bu cümle, ilk feodal çağa ait âdetierden uzak bir hukuk zihniyetinin ve yapışırım programım ifade ediyordu.^^^
II.İNSAN İLİŞKİLERİNİN DÖNÜŞÜMÜ
Senyörlüğün iç yaşamı daha istikrarb bir yapı kazanırken, bazı noktalarda da hemen hemen kökten bir değişildik geçiriyordu. Angaryaların genel olarak azaltılması; bazen angary'a-larm, bazen de aynî ödemelerin yerine nakdî ödemelerin geÇ-
mesi; nihayet, yükümlülükler sisteminin içinde belirsiz ve ras-lanüsal nitelikte kalmayı sürdüren bazı şeylerin giderek artan bir hızla ortadan kaldırılması; Arük, manastır arşiv belgelerinin sayfalarına bu olgular kaydediliyordu. Fransa’da, bir zamanlar özellikle “keyfî” olan tatile vergisi çok geniş ölçüde sürdürülebilirlik niteliği kazanmıştı: Bundan, miktarı gibi, alındığı dönemlerin de sabit hale getirildiği bir vergiye dönüştüğünü anlayınız. Benzer biçimde, senyörün doğal olarak değişen sürelerle köyde kalışı sırasında ihtiyaç duyduğu gereçleri sağlama zomnIuluğunun götürü vergisine dönüşmesi de genellikle bunu takip etti. Bölgesel ya da yerel sayısız farklılık bulunmasına rağmen, tebaa, giderek, ödediği miktar yıldan İlla daha az değişen bir vergi mükellefine dönüşme eğilimi taşıyordu.
Öte yandan, adamdan adama bağblığm en saf ifadesini bulmuş olduğu bağımlıbk biçimi kimi zaman ortadan kalkıyor, kimi zaman da bozuluyordu. Bazen bütün bir köye uygulanan, belli arahklarla tekrarlanan azat etme işlemleri, XIII. lüzşTİdan itibaren Fransız ve İtalyan serflerin sayısım dikkate değer ölçüde azalttı. Diğer gruplar, yalmzca kurallarm yürürlükten kalkması sonucunda özgür statüsüne geçtiler. Dahası da var; Serflik, hâlâ devam ettiği Fransa’da, eski “bedenle biaf’tan giderek artan bir hızla uzaklaşü. Kişisel bağımlılık özelliği azalırken, daha yaygm bir biçimde topraktan insana geçebilen bir smıfsal düşüklük olarak algılandı. Bundan sonra, serfin işlediği ve terk edenin bazen azat olduğu, tasarruf hakkı serfe ait topraklar ortaya çıktı. Birçok bölgede, özel yükümlülükler ağı bile çözüldü. Yeni ölçütler belirdi. Geçmişte, sapsız tasarmf hakkı sahibi keyfî talik vergisine maruz kalırken, serf olarak kalmış serfler, miktarı ve süresi önceden belirlenmiş vergilere tabi olma hakkım elde etmişlerdi. Bundan höyle, senyörün isteğine göre vergi ödemek, giderek daha az serfliğin göstergesi oldu. Bu yenilikler hemen hemen evren-

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder